Uzunca bir ayrılığın ardından tekrar klavyenin başındayım. Bir yıl süren askerliğin öncesi, sonrası derken yaklaşık bir buçuk yıldır siteye zaman ayıramadım. Bu süre içerisinde bana yazan ziyaretçilerimden özür diliyorum.
Akvaryum dünyasını nasıl bıraktım nasıl buldum?
Akvaryum hobisinde hemen her dönem sıkıntılar yaşanmıştı. Ancak yakın dönemde ortaya çıkan krizin de etkisiyle, zaten son derece geri kalmış olan akvaryum hobisi tek kelimeyle yerlerde sürünüyor. Sistemin içerisinde hiç kimsenin kendisinden başkasının varlığını tanımaması, toplu çöküşle sonuçlandı. Yıllarca süren gereksiz çekişmeler “yorgan gitti kavga bitti” dedirtecek şekilde sona ermiş gözüküyor. Artık toptancı, perakendeci, üretici veya hobici olmanın bir farkı da kalmadı. Ne de olsa herkes eski günlerin sohbetini yapıp oturuyor.
İnternet sitelerindeki forumlar hobicilerin genel karakteristikleri hakkında önemli oranda fikir verir. Geçtiğimiz on yılı özetlersek, önce birbirini bulan ve dayanışmanın önemini anlayan kişiler vardı. Daha sonra egolar sivrildi, erken gelenler köşe başlarını tuttu yeni gelenleri yaşatmadı. Küsenler ayrı forumlarda kümelendi. Yeni yeni “bilirkişiler” türedi. Onlar da başkalarını yaşatmadılar. Bazıları olaya daha ticari yaklaşma yolunu seçti bazıları ise tamamen küstü. Sonuç olarak bugün sayısız forum sayfasında dişe dokunur birşeyler okuyabilmek hayli güç hale geldi.
Akvaryum şehir kulüpleri bir zamanların önemli heyecan kaynağıydı. Eminim bu işi doğru düzgün yapanlar da vardır. Ancak genelde o çabalar da sonuçsuz kaldı. Ankara’da geçirdiğim bir yıl süresince sohbet ettiğim kişilerden duyduklarım, ne acıdır ki bizim İzmir’de yaşadıklarımızın bire bir aynısıydı. Yani isimler değişse de değişik birşey yoktu. Aklımızdan geçenlerle ağzımızdan çıkanlar arasındaki uçurum toplumsal başarısızlığımızın iskeletini oluşturuyor bana göre...
İllere göre biraz farklılık olsa da genel olarak bugün hobicilerin keyif alabileceği akvaryumcu sayısı çok çok az. Yok demek istemiyorum, belki vardır. Daha iyisini sunmanın kendine birşeyler katabileceğine inancı kalmamış insanlar sadece pozisyon korumaya geçmiş bekliyorlar.
Yeni trend “yükleme balık”... Yani daha büyük ithalatçıların himayesinde, akvaryumcular tarafından küçük çaplı ithalat yapılması. Gelen balıkların kondüsyonları hiç fena değil. Fiyatlar neredeyse bedava... Fahiş kargo ücreti ve ekstralar eklendiğinde bile balık başına çok bir para tutmuyor. Peki onbeş günde bir Uzak Doğu’ya gönderilen dolarlar bir gün gelir de tekrar bu piyasaya döner mi? Mesela oradan biri gelip buradan bir kibrit çöpü satın alır mı? Hiç zannetmiyorum. Bu işi yapanlar farkında olmadan ceplerindeki parayı önce kaybedip sonra müşterilerden topluyorlar. Döngü hep aynı. Sonuçta ülkemizin akvaryum camiası birlik olmuş, dünyanın bir ucunda, yerini bile bilmediği bir kaç üreticiyi zengin ediyor. Bırakın biraz da böyle gitsin.