Bilgi edinme ve tecrübe kazanma konularında oldukça nazlı olan akvaryum camiamız ne gariptir ki hobinin "trendlerini" dünyanın en gelişmiş toplumlarından bile çabuk ve fazla benimsemektedir.
Ülkemizde F0 balıklara olan ilgi katlanarak artarken insanın aklına sorular geliyor... Bu balıkları alanların kaçta kaçı yaşatabiliyor? Yaşayan balıkların yaşam koşulları nasıldır? Ya da daha güzel bir soru; bu balıkların kaçta kaçı F0'dır?
Bir işin doğru dürüst yapılmışı varsa, ilk olarak oraya bakarak hızlı yol almak mümkündür. Daha sonra kendinize göre elbette değişiklik uygulamalar da yapabilirsiniz.
Dünyada akvaryum hobisinde büyük ilerlemeler kaydetmiş, yüz yıllık akvaryum kulüplerine sahip toplumlarda kişiler artık bir türü yaşatma veya üretme aşamasını geride bırakmıştır. Daha ileri gidip doğadan yakalanmış bir türü, doğadakine neredeyse eşdeğer bir ortam yaratarak, o ortamda en iyi şekilde yaşatmanın çabasını vermektedirler. Bu çabanın meyvesi, türlere özgü hem görsel hem de davranışsal özelliklerin en ince ayrıntısına kadar incelenebilmesidir.
Malesef bizdeki durum oldukça farklı. İstisnaları bir kenara bırakırsak, kişiler bu balıkları bir arabanın en üst modeli veya cep telefonunun en yenisi gibi algılıyor. Talep böyle olunca elbette arz da ona göre gelişiyor.
Kültür çipurasını ağzına koymamasıyla öğünen ancak aynı balığı deniz çipurası diye daha pahalıya alıp afiyetle yiyenler, akvaryum hobisinde son dönemde yaşanan F0 komedisine iyi bir model olabilirler. Hangi kitabı açsanız F0 balıkların akvaryuma adapte edilmelerinde yaşanan güçlüklerden, doğadan taşıdıkları parazitlerden ve stres sonucu normalde kendine zarar vermeyen bu parazitlerin akvaryum ortamında ölümcül olabilen sonuçlarından bahsedilirken, bizdeki F0'ların bazıları kargo torbasında eş tutmakta, fokur fokur ağızda kuluçka yapmaktadır.
Kısacası ülkemizde akvaryum hobisinin öncelikli ihtiyacı F0 balıktan ziyade, bilgiye ve canlıya değer veren hobicilerdir.